ANKARA’YA SİTEM

Dışkapı’da başladı merhabamız.

İlk ikram pas kokulu sulardı,

Oysa benim terkimde bakire umutlar vardı.

İstanbul koydum umut cüzdanıma

Ankara çıktı.

 

Yeşil ışık beklerken kavşakta

Bahtıma kara çıktı.

 

İzbe mekânları mesken tuttum.

Ya bir cami altında,

Ya bir yüksek binanın bodrum katında

Sabahı bekledim,

Gönül avuttum.

 

Beş metrelik salonuna yedi kapı açılan

Balgat’taki evimizin üç küçük odasını

On bir kişi paylaştı.

Yuvarlak soframızın ortasındaki çorba tasına

On bir kaşık ulaştı.

 

Gün oldu eve yürüyerek gittim,

Bilet paramla simit aldım.

Gün oldu simide hasret kaldım,

Simit paramla bilet aldım.

 

Soğuk kış geceleri

Dikmen’in arka semtlerinin buzlu yollarında

Ne işim vardı benim.

Oysa o saatlerde

Sevda yıldızlı gecemin sıcak kollarında

Uzanmalıydı bedenim.

 

Cebeci kampusunun banklarında oturan

Akranlarımı gördükçe

Hep hüzünlendim.

Ben de gençtim!

Gençliğimi yaşamak isterdim,

Yaşayamadım.

Sadece imrendim...

 

Sakarya caddesinde bir çocuk

Çöpten ekmek aldı.

Umudum bir kez daha yıkıldı,

Ben altında kaldım.

Bana ne diyemedim.

 

Kurtuluş istasyonunda bir kadın gördüm;

Kendini trenin önüne attı.

O ölmedi, ölemedi.

Yerine ben öldüm.

 
Kızılay’ın göbeğinde

On binlerin ortasında yalnızlığım kapladı içimi.

Düne baktım hüzün,

Yarınım karanlık.

Terk edilmişlik bir kâbustu bana!

Bir tükenişti yaşadığım.

Boş kalan kollarım dost diye sardı hiçimi

 

Ne zaman Kestane Caddesi’ni arşınlayıp

Ulucanlar Cezaevi’nin önünden geçsem

Tutsağı olduğum kaderime yanarım.

“Her yokuşun bir inişi var” derler.

On yıldır yokuş çıkarım,

Yokuştan sonra yokuş çıkar karşıma.

Yangınıma su döksem

Alevlenir yüreğim, kül olurum.

Tükettiğim ferime,

Akraba olduğum kederime yanarım.

 

Bilmem neyini sevdim be Ankara!

Bakacak mecalim kalmadı ufuklara...

 

Ben ne kazandım bu şehirde...

Yokluğu burada gördüm.

Depremleri burada yaşadım.

Burada sel oldu gözyaşım.

Bakire umutlarım tecavüze uğradı.

Saf duygularıma ihanet yağmuru yağdı.

San esti dağlarıma,

Sevda çiçeklerim kurudu,

Zafer peteğim balsız kaldı.

 
On yıl öncesi kadar zayıf, kimsesiz

On yıl sonrası kadar yaşlı ve yorgunum.

 

Ben yarınımı kaybettim,

Ankara dünümü çaldı.

Bana bir hiç kaldı.

 

Boş verdim her şeye...

Mademki bahtım kara,

Bakmıyorum ufuklara.

Her şeye rağmen

Yine de sevdim seni be ANKARA! 

 

26. 12. 1999

 

SiM Web Dizayn Copyright © 2010 SiMart | All Rights Reserved Copyright 2010 © Mehmet Peker | All Rights Reserved interlog
www.sim.web.tr | destek@sim.web.tr İletişimHakkımda | S.S.S | Site Haritası