DİYANETTE ROTASYON
Uzun zamandır gündemde olan Diyanet İşleri Başkanlığı çalışanlarının da rotasyona tabi olmasıyla ilgili uygulama 25.8.2004 tarih ve 25564 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Atama Ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde 29/4/2009 tarih ve 27214 sayılı değişik ve 8 Nisan 2010 tarih ve 27546 sayılı değişikliklerle yürürlüğe girmiş, yapılan bu değişikliklerle 25.8.2004 tarih ve 25564 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Atama Ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin 12. Maddesinin (f) bendinde “İl müftülüklerindeki şube müdürleri ile Kur’an kursu müdürlerinin ve taşra teşkilatındaki şeflerin bulundukları yerdeki asgari görev süresi altı yıldır, bu süre üç yıl daha uzatılabilir.” hükmü ve 14. Maddesinin 4. Paragrafında ise; “Cami görevlilerinin yer değiştirmelerine esas olmak üzere illerde il müftüsünün başkanlığında, durumu görüşülecek görevlinin müftüsü dâhil dört ilçe müftüsü, ilçe müftüsü bulunmadığı takdirde il müftü yardımcısı veya vaizlerden oluşan bir Değerlendirme ve Yer Değiştirme Komisyonu kurulur. Bu Komisyon; her yıl Haziran ayında toplanarak cami görevlilerinden bulunduğu görev yerinde beş yılını tamamlamış olanlardan, bağlı olduğu müftülükçe komisyonda görüşülmesine karar verilenlerin durumlarını bu Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek–5 Cami Görevlileri Değerlendirme Kıstasları Formu ile birlikte özlük ve sicil dosyalarına göre inceler. ………… Nakli gerekli görülmeyenlerin, durumları her üç yılın sonunda aynı usulle yeniden değerlendirilir.” hükmü yer almıştır. Söz konusu yönetmeliğin 11/A maddesi ülke düzeyinde tanınan sembol camileri (A) Grubu, bulunduğu bölge, il veya ilçede hizmet açısından önem arz eden özellikli camileri (B) Grubu; il, ilçe ve belde merkezlerinde olup günün her saatinde ibadete açık oluşu veya cemaat sayısı bakımından, birer adet imam-hatip ve müezzin-kayyım kadrosuna ihtiyaç duyulan camileri (C) Grubu; (A), (B) ve (C) grubu camilerin özelliklerini taşımayan ve bir imam-hatip kadrosuna ihtiyaç duyulan camileri (D) Grubu; kadro verilmesi gerekmeyen ancak dönemsel olarak din hizmeti verilen camileri (E) Grubu camiler şeklinde sınıflandırmıştır.
Yönetmeliğin 12. Maddesinin (g) fıkrası ise “İmam-hatipler ilk defa (D) grubu camilere atanırlar ve bu gruptaki görev süresi asgari üç yıldır. (B) grubu camilere atanabilmek için; (D) ve (C) grubu camilerde toplam en az beş yıl görev yapmış olmak şarttır. (A) grubu camilere atanabilmek için ise, diğer grup camilerde en az sekiz yıl görev yapmış olmak ve aşere takrib ve tayyibe kursunu veya ihtisas kursunu veya hafız olup tashihi huruf kursunu bitirmiş olmak gerekir.” (Ek:RG-29/4/2009-27214) demektedir. Yine 14. Madde EK-5 formuna atıf yapmaktadır ki bu form da yapılacak değerlendirmenin somut kriterleri göstermektedir.
1. Başkanlığın taşra teşkilatında çalışan şefler, şube müdürleri ve kur’an kursu müdürleri ile birlikte değerlendirilmekte ve 6 yıl+3 yıl şeklinde rotasyona tabi tutulmaktadır. Yani şeflerimiz aynı yerde en fazla 9 yıl kalabilecek. Yer değişikliği için de kendilerine 10 ayrı yer seçme imkânı sağlanacaktır.
2. Aynı yerde 5 yılını dolduran cami görevlileri Değerlendirme ve Yer Değiştirme Komisyonu tarafından EK-5 formu kriterleri baz alınarak değerlendirilecek; görev yerlerinde veya kurumuyla sorunu olmayanlara üçer yıllık aralarda tekrar değerlendirilmek üzere “devam” kararı verilecektir. Dolayısıyla görev yerinde sorunu olmayan görevliler süresiz olarak aynı yerde kalabilecektir.
Soru şu: Peki sendikaların itirazlarının ve mahkeme kapılarını aşındırmalarının sebebi nedir?
Uygulamanın şefleri de kapsaması öteden beri bütün gelişimini ve gücünü şeflere ve onların personel üzerindeki etkisine (baskısına) dayandıran sendikaları telaşlandırmıştır. Bu sendikalar şeflerimiz dışındaki başkanlık personelini unutmuş, “şeflerimize dokunamazsınız!” korosu oluşturmuşlardır. Kuruluşunu ve varlığını şeflerin etkilerine (veya baskılarına) bağlayan iki sendikayı anlamak mümkündür. Ancak bir sendika var ki onu anlamak mümkün değildir. Yıllardır şeflerin despotluğu(!) üzerine söylenmedik söz bırakmayan ve bu propagandayla yetkiyi ele geçiren sendikanın “şefler bizimdir, kimse onlara dokunamaz!” deyip mahkeme kapılarına koşmasını anlamak mümkün değildir.
Sendikaların asli görevi üyelerinin ve tüm çalışanların hak ve menfaatlerini korumak, kollamak ve geliştirmektir. Ancak sendikal çalışmalar yapılırken görevin yürütülmesi, kamu hizmetinin verimli ve etkin bir şekilde sürdürülmesi de göz ardı edilemez. Edilmemelidir. Yine sendikalar çalışanların bir bölümüne öz diğer bölümüne üvey evlat gözüyle bakamazlar, bakmamalıdırlar.
Din-Bir-Sen diyor ki: “Kurum sadece şeflerden ve merkezlerdeki çalışanlarından oluşmamaktadır. Eğer rotasyon olacaksa somut kriterlere bağlanmalıdır. Kimse dokunulmaz ve vazgeçilmez değildir. Ülkenin en ücra köyündeki görevlimizin yaptığı iş de vazgeçilmezdir, en merkezi yerdeki çalışanımızın yaptığı iş de vazgeçilmezdir. Şeflerimiz ve Başkanlığın diğer çalışanları arasındaki ücret adaletsizliğine son verilmeli, kurumun bütün yükünü çeken şeflerimiz ve diğer müftülük çalışanlarımızın mağduriyeti giderilmelidir.”
Din-Bir-Sen, gerek camilerin sınıflandırılması ve atamaların bu sınıflandırmalar çerçevesinde yapılması, gerekse aynı yerde görevin belli bir süre ile sınırlandırılmasını olumlu karşılamaktadır. Camilerin sınıflandırması ve atamaların ona göre yapılması kendini yenileyenle yerinde sayanları ayırmaya yarayacak, her yeni değişiklik yeni bir başlangıç olacak, hizmete heyecan ve hareket katacaktır.
Adalet, aleyhimize bile olsa gerçeği söylemekten kaçınmamayı ifade eder. Bütün benliğimizle menfaatimizin esiri olmak yerine adaletin, dürüstlüğün ve disiplinin yanında yer almak durumundayız.
Din-Bir-Sen bütün girişim ve taleplerinde açık, şeffaf, adil, etkin ve istikrarlı bir idareden yanadır. Kuralları belli bir süreç, hesap verilebilir uygulamalar peşindedir. Ahbap yaren ilişkilerinden uzak, kişiselleştirilebilecek uygulamaların sonuna kadar karşısında olacaktır. Dolayısıyla söz konusu rotasyon uygulamasını ilkesel olarak uygun görüp desteklemekle birlikte, idareden beklentimiz; kimlerinin rotasyona tabi olacağının önceden ilanı, rotasyona tabi olan görevlilere zorunlu uygulamadan önce kurallar çerçevesinde tercih ve becayiş yapma imkânının sağlanması, Değerlendirme ve Yer Değiştirme Komisyonu toplantılarına sendika temsilcilerinin gözlemci olarak katılması ve değerlendirme sonuçlarının ilgili görevliye bildirilmesidir.




